Seramik sanatçısı Leyla Borovalı, ilk kişisel sergisi İki Dirhem Bir Çekirdek ile 5 Kasım’da offgrid art project’te sanatseverlerle buluştu. Senem Çağla Bilgin-Keys’in küratörlüğünde hazırlanan sergi, seramiği yalnızca sanatçının biçimlendirdiği bir nesne olarak değil; toprağın, ateşin, dumanın, organik maddelerin ve zamanın birlikte oluşturduğu bir üretim süreci olarak ele alıyor.
İstanbul’un çağdaş sanat mekânlarından offgrid art project, Leyla Borovalı’nın ilk kişisel sergisi İki Dirhem Bir Çekirdek‘e ev sahipliği yapıyor.
5 Kasım–20 Aralık 2026 tarihleri arasında görülebilecek sergi, sanatçının seramik üretiminde malzemeyle kurduğu ilişkiyi ve biçimin ortaya çıkış sürecini merkeze alıyor.
Otmar Uras iş birliğiyle gerçekleştirilen, küratörlüğünü Senem Çağla Bilgin-Keys’in üstlendiği seçki, seramik üretiminin çoğu zaman görünmeyen aşamalarını sanat deneyiminin bir parçasına dönüştürüyor.
Borovalı’nın eserlerinde kil, sanatçının bütünüyle kontrol ettiği edilgen bir malzeme olmaktan çıkıyor. Pişirim sırasında oluşan renkler, yüzeylerde beliren izler ve değişken formlar, her çalışmanın kendine özgü karakterini belirliyor.
İki Dirhem Bir Çekirdek: Kusursuzluğun Dışında Bir Estetik
Serginin adı, Türkçede özenli, bakımlı ve kusursuz bir görünümü tanımlamak için kullanılan “iki dirhem bir çekirdek” deyiminden geliyor.
Ancak Borovalı’nın seramiklerinde biçimsel kusursuzluk ya da mutlak simetri arayışı ön planda değil.
Sanatçı, malzemenin kendi doğasına ve pişirim sırasında ortaya çıkan rastlantısal değişimlere alan açıyor.
Eserlerdeki dalgalı kenarlar, farklılaşan yüzeyler ve beklenmedik renk geçişleri, bu yaklaşımın görünür sonuçları arasında yer alıyor.
Bu anlamda serginin adı, geleneksel kusursuzluk düşüncesiyle bilinçli bir karşıtlık kuruyor.
Bir nesnenin estetik değerinin yalnızca önceden planlanmış bir biçime ne kadar benzediğiyle ölçülemeyeceğini hatırlatıyor.
Borovalı’nın seramikleri, kontrol ile rastlantı, sanatçı iradesi ile malzemenin davranışı arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye davet ediyor.
Söke’nin Buğday Sapları Seramiğin Bir Parçasına Dönüşüyor
İki Dirhem Bir Çekirdek sergisinin dikkat çekici özelliklerinden biri, üretim sürecinde kullanılan organik malzemeler.
Borovalı, seramik çanaklarını Söke bölgesinden gelen buğday başakları ve saplarıyla birlikte pişiriyor.
Pişirim sırasında oluşan ateş ve duman, seramik yüzeylerde farklı izler bırakıyor.
Siyah, toprak sarısı ve metalik tonlar, yalnızca sonradan uygulanan bir süslemenin sonucu olarak değil, malzemenin geçirdiği dönüşümün bir parçası olarak ortaya çıkıyor.
Bu yöntem, geleneksel seramik üretiminin malzeme bilgisini çağdaş sanatın deneysel yaklaşımıyla buluşturuyor.
Bazı eserlerin yüzeyleri bakırı, pirinci ya da ahşabı andırırken farklı pişirim koşulları nedeniyle birbirinden ayrılan karakterler oluşuyor.
Böylece aynı üretim yaklaşımıyla ortaya çıkan iki nesne bile farklı görünüm ve yüzey özelliklerine sahip olabiliyor.
Sanatçı, bu farklılıkları ortadan kaldırmak yerine üretimin ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediyor.
Toprak, Ateş Ve Zamanın Ortak Üretimi
Seramik, doğası gereği çok aşamalı bir üretim sürecine dayanıyor.
Kil başlangıçta biçimlendirilebilir bir malzemeyken kuruma ve pişirim süreçleriyle kalıcı bir yapıya dönüşüyor.
Bu dönüşüm sırasında sıcaklık, oksijen, duman ve çevresel koşullar, ortaya çıkan nesnenin özelliklerini etkileyebiliyor.
Leyla Borovalı’nın çalışmalarında bu değişim yalnızca teknik bir zorunluluk olarak değil, estetik bir olasılık olarak değerlendiriliyor.
Özellikle organik maddelerin pişirim sırasında bıraktığı izler, üretim sürecinin kendisini görünür kılıyor.
Sergide yer alan çanaklar bu nedenle yalnızca tamamlanmış nesneler olarak değil, geçirdikleri dönüşümün izlerini taşıyan yapılar olarak da okunabiliyor.
Biçim, sanatçının ilk müdahalesinden fırından çıkan son hâline kadar birçok etkenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.
Bu yaklaşım, çağdaş sanatta sonucun kendisi kadar üretim sürecine de önem veren düşünceyle ilişki kuruyor.
Anadolu’nun El Sanatlarından Çağdaş Seramiğe
New York’ta Parsons School of Design’da ve Londra’da Royal College of Art’ta eğitim alan Leyla Borovalı, üretimlerinde Anadolu’nun geleneksel zanaat kültüründen ve kolektif hafızasından besleniyor.
Sanatçının önceki çalışmalarında ipek yorganlar, kilim motifleri ve el işi oyalar gibi geleneksel üretim biçimlerinin izleri görülüyor.
Bu referanslar, gündelik yaşamın içerisinde gelişen zanaat pratiklerini çağdaş sanat bağlamında yeniden düşünmeye olanak sağlıyor.
İki Dirhem Bir Çekirdek ise sanatçının malzeme ve gelenek arasındaki ilişkisini seramik üzerinden derinleştirdiği bir çalışma olarak dikkat çekiyor.
Özellikle buğday saplarının pişirim sürecine dahil edilmesi, tarımsal üretimle seramik arasındaki bağı görünür hâle getiriyor.
Toprak ve buğday gibi gündelik yaşamın temel unsurları, sergide yalnızca yerel kültüre ait simgeler olarak değil, üretim sürecine doğrudan katılan malzemeler olarak bulunuyor.
Borovalı’nın yaklaşımı, Anadolu’nun zanaat mirasını tekrar etmekten çok, bu mirasın malzeme ve üretim bilgisiyle yeni bir ilişki kurmayı amaçlıyor.
Sanatçının Kontrolünden Çıkan Biçimler
Borovalı’nın seramiklerine bakarken dikkat çeken özelliklerden biri, eserlerin çoğunun sabit bir geometrik düzenin dışında gelişmesi.
Dalgalanan kenarlar, değişken kalınlıklar ve yüzeylerdeki beklenmedik tonlar, nesnelere organik bir görünüm kazandırıyor.
Bu biçimler, doğadaki nesnelerin her zaman simetrik ve kusursuz yapılardan oluşmadığını hatırlatıyor.
Sanatçı, üretim sürecinin tüm sonuçlarını önceden belirlemek yerine malzemenin davranışını da kabul eden bir çalışma biçimi benimsiyor.
Bu durum, eserlerin yalnızca sanatçının tasarladığı biçimin sonuçları olmadığını; ateş, duman ve zaman gibi etkenlerin de yaratıcı süreçte rol oynadığını düşündürüyor.
İki Dirhem Bir Çekirdek, bu yönüyle çağdaş seramik üretiminde el işçiliği, malzeme bilgisi ve rastlantısallık arasındaki ilişki üzerine bir düşünme alanı açıyor.
Leyla Borovalı’nın Sergisi Nerede Ve Ne Zamana Kadar Görülebilir?
Leyla Borovalı’nın ilk kişisel sergisi İki Dirhem Bir Çekirdek, 20 Aralık 2026 tarihine kadar İstanbul’daki offgrid art project’te ziyaret edilebilecek.



