Çağdaş sanatın en etkili isimlerinden Yoko Ono, yetmiş yılı aşan sanat yolculuğunu İstanbul’da izleyiciyle buluşturuyor. Sakıp Sabancı Müzesi’nde devam eden “İçses ve İçyapı” sergisi, sanatçının farklı dönemlerinden 67 yapıtı bir araya getiriyor.
25 Haziran’da açılan ve 27 Aralık 2026’ya kadar devam edecek sergi, Yoko Ono’nun Türkiye’de bugüne dek düzenlenen en kapsamlı sergisi olma özelliğini taşıyor.
Sanat Eserini Kim Tamamlar?
Yoko Ono’nun sanat anlayışında izleyici yalnızca bir esere bakan kişi değil, çoğu zaman o eserin ortaya çıkmasını sağlayan katılımcı.
Sanatçının 1960’lı yıllarda geliştirdiği talimat temelli çalışmalar, sanatın mutlaka fiziksel bir nesneden oluşması gerektiği düşüncesine meydan okudu.
Bir düşünce, basit bir hareket, bir dilek veya izleyicinin hayal gücü de eserin tamamlanmasında belirleyici rol üstlenebiliyordu.
Bu yaklaşım, Ono’nun çağdaş sanat üzerindeki etkisinin temelini oluşturuyor.
Fluxus Akımıyla Kurduğu Güçlü Bağ
Yoko Ono, sanat ile gündelik yaşam arasındaki sınırları kaldırmayı amaçlayan Fluxus hareketinin gelişiminde önemli rol oynadı.
1960’ların New York avangart çevresinde ortaya çıkan bu yaklaşım, sanatın yalnızca müzelerde korunan nesnelerden ibaret olmadığını savunuyordu.
Ono’nun talimat çalışmaları, performansları ve deneysel müzik üretimleri, Fluxus’un sanat anlayışıyla güçlü bir ilişki kurdu.
Sanatçının Grapefruit adlı kitabı ve Cut Piece performansı, izleyicinin katılımını merkeze alan çağdaş sanatın önemli örnekleri arasında yer alıyor.
Bahçeden Galerilere Uzanan Bir Sergi
“İçses ve İçyapı”, Sakıp Sabancı Müzesi’nin galerileriyle sınırlı kalmıyor; müzenin bahçesine ve Atlı Köşk’ün çeşitli bölümlerine de yayılıyor.
“Dilek Ağacı”, “Gökyüzü Merdivenleri” ve “Kapılar” gibi çalışmalar, ziyaretçilerin sanatla farklı biçimlerde karşılaşmasını sağlıyor.
Sergi, eserlerin yalnızca estetik özelliklerini değil, insanın hafızası, barış arayışı, hayal gücü ve başkalarıyla kurduğu ilişkiler üzerine geliştirdiği düşünceleri de görünür kılıyor.
Yoko Ono: İçses ve İçyapı, 27 Aralık 2026’ya kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde görülebilecek.



