Oscar Wilde’ın ölümsüz eseri Salih Bademci ve Engin Hepileri ile sahneye taşınıyor; Moda Sahnesi yeni oyununda tiyatronun kulislerini sorguluyor; Sait Faik ve Orhan Kemal hayalî bir gecede buluşuyor. 2026–2027 tiyatro sezonu, edebiyat uyarlamalarından politik hicve, karanlık komediden aile hikâyelerine uzanan yeni yapımlarla açıldı. Fluxus Mag, prömiyeri gerçekleşen ve önümüzdeki aylarda sahneye çıkması beklenen 10 dikkat çekici oyunu seçti.
Tiyatroda yeni sezon yalnızca takvimlerin değişmesi anlamına gelmiyor. Yeni oyuncu buluşmaları, farklı yönetmen yorumları ve yeniden keşfedilen metinler, sahnelerin hafızasını da değiştiriyor.
2026–2027 sezonunda İstanbul ve İzmir’de açıklanan prodüksiyonlar, özellikle edebiyat uyarlamaları ve toplumsal meseleleri ele alan oyunlarıyla dikkat çekiyor.
Bu listede eski repertuvar oyunlarının yeni gösterim tarihlerini değil, sezonun yeni sahnelemelerini bir araya getirdik.
Dorian Gray’in Portresi
Oscar Wilde’ın edebiyat tarihine damga vuran tek romanı Dorian Gray’in Portresi, Zorlu PSM’nin yeni prodüksiyonuyla sahneye taşınıyor.
Mehmet Birkiye’nin yönettiği, Kerem Kurdoğlu’nun serbest uyarlamasını gerçekleştirdiği yapımın başrollerinde Salih Bademci, Engin Hepileri ve Yiğit Sertdemir bulunuyor.
Gençliğini ve güzelliğini sonsuza kadar korumak isteyen bir adamın ruhsal çöküşü, güzellik takıntısı, ahlak, günah ve ikiyüzlülük üzerine bir sahne anlatısına dönüşüyor.
90 dakikalık tek perdelik oyun, 30. İstanbul Tiyatro Festivali’nin kapanışında ilk gösterimini gerçekleştirecek.
Örtbas

Moda Sahnesi, 2026–2027 sezonunun yeni oyununda tiyatronun kendisini sorgulayan bir metinle seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor.
Kosovalı yazar Yeton Neziray’ın kaleme aldığı, Senem Cevher’in çevirdiği Örtbası Kemal Aydoğan yönetiyor.
Bir tiyatroya gelen müfettiş, yönetmene yöneltilmiş belirsiz bir suçlamayı soruşturmaya başlıyor. Ancak suçlamanın ne olduğunu açıklamaması, sorgulamayı giderek bir güç mücadelesine dönüştürüyor.
Timur Acar, Çetin Kaya ve Gamze Akça Özcan’ın rol aldığı yapım, devlet otoritesiyle sanat kurumları arasındaki gerilimi kara mizah üzerinden ele alıyor.
Düş Payı

Sait Faik Abasıyanık ile Orhan Kemal aynı gece buluşsaydı ne olurdu?
Ahmet Sami Özbudak’ın yazdığı, Emrah Eren’in yönettiği Düş Payı, Türk edebiyatının iki büyük yazarını hayalî bir karşılaşmada buluşturuyor.
Marmara Kliniği’nde tedavi gören Sait Faik’in kapısını, yeni film senaryosuyla Orhan Kemal çalıyor. Ancak Sait Faik’in senaryoya katkıda bulunmak için bir şartı var: Önce hastaneden kaçacaklardır.
Burgazada’ya uzanan bu yolculukta edebiyat, sinema, gerçeklik ve hayal birbirine karışıyor.
Murat Akkoyunlu, Fatih Koyunoğlu, Özge Özberk ve Barış Yıldız oyuncu kadrosunda yer alıyor.
İntihar Dükkânı

Fransız yazar Jean Teulé’nin aynı adlı romanından uyarlanan İntihar Dükkânı, 2026–2027 sezonunu açan sıra dışı yapımlardan biri.
Ersin Yaşar’ın yönettiği kara komedi, nesillerdir umutsuz insanlara hizmet veren Tuvache ailesinin işlettiği bir dükkânı merkezine alıyor.
Ancak ailenin kurduğu karanlık düzen, beklenmedik bir umut ihtimaliyle sarsılmaya başlıyor.
Elif Mandan, Ertuğrul Gümrükçüoğlu, Özge Ünal, Erdi Güçlü, Elvan Yaz Yaşa, İldeniz Emre Fığlalı ve Şeyda Özgül’ün rol aldığı oyun, müzikli ve fiziksel anlatım olanaklarını da kullanıyor.
İhanet Yıllarında Yaşamak

Nesrin Kazankaya, yeni oyununda Amerikan tiyatrosunun önemli yazarı Arthur Miller’ın hayatından hareketle ifade özgürlüğü ve siyasi baskı üzerine bir anlatı kuruyor.
İhanet Yıllarında Yaşamak, Miller’ın anılarından, Cadı Kazanının yazım sürecinden ve Amerikan Karşıtı Faaliyetleri Araştırma Komitesi’nin kayıtlarından yararlanıyor.
1950’li yılların McCarthy soruşturmalarıyla 17. yüzyıldaki Salem cadı davaları arasında kurulan bağ, korkunun ve toplumsal paranoyanın farklı dönemlerde nasıl yeniden üretildiğini sorguluyor.
Kazankaya’nın yazıp yönettiği oyun, aynı zamanda Tiyatro Pera’nın yeni sahnesinin açılış prodüksiyonu.
Hayalî’nin Hayali

Burçak Çöllü’nün yazdığı, Yiğit Sertdemir’in yönettiği Hayalî’nin Hayali, seyirciyi 1965 yılındaki bir Karagöz sanatçısının jübile gecesinden 1924 yılının mübadele hikâyelerine götürüyor.
Hayalî Tacettin Çınar, son gösterisinde ustası Mehmet Yorgi’den öğrendiği ve yıllardır sakladığı bir hikâyeyi anlatmaya karar veriyor.
Gölge oyunu, kuklalar ve müzik aracılığıyla sahnelenen anlatıda Türk ve Rum mübadillerin yerinden edilme deneyimleri ele alınıyor.
Tarihsel hafızayı geleneksel tiyatronun anlatım biçimleriyle bir araya getiren oyun, yalnızca geçmişte yaşananları değil, aidiyet ve dayanışma duygusunu da sorguluyor.
Sanatçısı Belirsiz* İvi Buradaydı

Bazı sanatçılar eserleriyle değil, zamanla üzerleri örtülen isimleriyle de sanat tarihinin konusu hâline gelir.
Sanatçısı Belirsiz İvi Buradaydı*, tam da böyle bir hikâyenin peşine düşüyor.
1922 yılında İstanbul’da doğan Rum ressam İvi Stangali, Güzel Sanatlar Akademisi’nde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun öğrencisi oldu. Onlar Grubu’nun kurucuları arasında yer aldı ve dönemin sanat ortamında önemli çalışmalar gerçekleştirdi.
Ancak 1964 yılında Türkiye’den ayrılmak zorunda bırakılması, sanatçının yaşamında büyük bir kopuş yarattı.
Geride bıraktığı eserlerin ve anılarının izini süren oyun, bir sanatçının kent hafızasından nasıl silinebildiğini sorguluyor.
Çiğdem Erdöl’ün yazdığı, Zeynep Özden ve Elif Sözer’in proje tasarımını ve yönetmenliğini üstlendiği yapımda Tilbe Saran, Fulya Peker ve Çağdaş Ekin Şişman yer alıyor.
Oyun dünya prömiyerini 20 Eylül 2026’da Atina’da gerçekleştirdi. İstanbul’daki ilk gösterimleri ise 3 ve 4 Kasım’da Arter Karbon’da, sonraki festival gösterimi 17 Kasım’da Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde programlandı.
3 ve 4 Kasım temsillerinde Fulya Peker’in sağlık nedeniyle sahneye çıkamayacağı, rolünü Zeynep Özden’in üstleneceği festival tarafından açıklandı.
Elizabeth Costello

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi J. M. Coetzee’nin Romancının Romanı adlı eserinden uyarlanan Elizabeth Costello, edebiyatla tiyatro arasındaki sınırları sorgulayan yeni bir yapım.
Saim Güveloğlu’nun uyarlayıp yönettiği oyunda Tansu Biçer, Tülin Özen, Defne Koldaş ve Sezer Arıçay rol alıyor.
Romanın merkezinde, yaşamı boyunca farklı konularda konuşmalar yapmış, etik ve sanat üzerine düşünmüş bir kadın yazar bulunuyor.
Sahne uyarlaması ise yalnızca Elizabeth Costello’nun düşüncelerini aktarmakla yetinmiyor.
Bir yazarın toplumsal sorumluluğu nedir? Sanat, insanların hayatlarını değiştirmek zorunda mıdır? Tiyatro yalnızca estetik bir deneyim olabilir mi?
Oyun, bu sorularla seyirciyi düşünsel bir karşılaşmaya davet ediyor.
Bahçe Galata ve Dolkun Production ortak yapımı olan Elizabeth Costello, Gülriz Sururi–Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü’nün desteğiyle hazırlandı.
Edi İle Büdü

Yeni tiyatro sezonunun dikkat çekici komedilerinden Edi İle Büdü, Musa Uzunlar, Serdar Deniz ve Emine Ün’ü aynı sahnede buluşturuyor.
Ahmet Arslan ve Serdar Deniz’in kaleme aldığı, Serdar Deniz’in yönettiği oyun, altmış yıldır birbirini tanıyan iki yaşlı adamın hikâyesini anlatıyor.
Edip ve Bülent, otuz yılı aşkın süredir aynı evi paylaşıyor. Günlük hayatları hastalıklar, alışkanlıklar ve geçmişin hatıraları arasında geçerken kendilerini artık yaşamın son döneminde hissediyorlar.
Ancak evlerine yardımcı olarak gelen Fikret, iki eski dostun bütün düzenini değiştiriyor.
Bir anda yeniden gençleşmiş gibi hisseden Edip ve Bülent, Fikret’in ilgisini kazanmak için rekabete girişiyor.
Çocukça kıskançlıklar, birbirlerine üstün gelme çabaları ve geçmişten gelen alışkanlıklar, oyunun mizahını oluşturuyor.
Televizyon ve sinemadaki ciddi rolleriyle tanınan Musa Uzunlar’ın bu kez sahnede komedi performansıyla yer alması, yapımın özellikle ilgi çeken yönlerinden biri.
Serdar Deniz ise hem oyunun yazarlarından biri hem yönetmeni hem de oyuncusu olarak projede bulunuyor.
Oyun, 3 Ekim 2026’da Duru Tiyatro Watergarden Performans Merkezi’nde ilk gösterimini gerçekleştirdi.
Aksak Deliryum

GalataPerform’un yeni oyunu Aksak Deliryum, İstanbul’un ortasında başlayan çağdaş bir kıyamet hikâyesi anlatıyor.
Yeşim Özsoy’un yazıp yönettiği yapım, Etiler’deki bir kafede geçiyor.
Birbirleriyle farklı ilişkiler kuran altı karakterin gündelik yaşamları sürerken yaklaşan bir felaketin işaretleri yavaş yavaş görünür hâle geliyor.
Ancak oyunun asıl sorusu, felaketin ne zaman geleceği değil; belki de çoktan başlamış olup olmadığı.
Tufan anlatılarından beslenen metin, eski mitolojik hikâyelerle günümüzün savaşlarını, toplumsal çatışmalarını ve tükenmişlik duygusunu bir araya getiriyor.
Oyunda Batur Belirdi, Elif Temuçin, Eray Karadeniz, Gizem Erdem, Sanem Öge ve Yaman Ceri rol alıyor.
Ses ve müzik tasarımını Baba Zula ve Zen gruplarından tanıdığımız Murat Ertel üstleniyor.
Yaklaşık 75 dakika süren oyun, 30. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında ilk kez izleyici karşısına çıkacak.



